anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2011 Cuma

Yükleri Atan Anı Çöpçüsü



Pembe kulplu beyaz dolabın kapağı her açılduğında artık atıyorum hepinizi denir...

Kıyafetler çıkar , pek çoğu çok eskiye ait hepsinin ceplerinde anılar vardır görünce hatırlarsın.

Atılması gereken her şey tekrar geri yerleştirilir:)

Yıllarca aynı senaryoyu tekrar tekrar yaşarsın.

Bu kez kararından eminsindir poşetleri doldurursun " aa bunu da mı atıyorsun" diyen anne senin tüm kararlarını yıkıp geçer o an yine atamazsın hiç birini.

Gün gelir düşünmezsin sadece uygulamaya başlarsın.Yanına gelen anneni şiddetle susturursun poşetleri doldurmaya devam edersin.Aralarından kaçırdıklarını yakalayıp poşete tekrar atarsın:)

Üç tane xl çöp poşeti dolmuştur ve annenin söyledikleri mantıklı gelmeye başlamıştır.Kalanları sonra atmaya ikna olursun:)

Attıklarının aslında ruhunda taşıdığın yükler olduğunu hissedersin hepsinden kurtuluyor olmanın hafifliğini tadarsın.

Anılarına ihanet ettiğini düşünmemek için hepsinin hala seninle olduğunu söyleyip rahatlarsın.

İşte öyle bir gün son bulur:)

Bu hengamede gözüme ve ruhuma takılanlar sizler için fotoğraflanır:)

Alttaki resim metalcilik günlerimde üzerime forma olan herkesin nerden aldığımı sorduğu meşhur hırkamdır:) Bu desen sırt kısmındaydı ondan bu kadar havalıydı:D



Orta okul zamanları judoya giderken meraktan aldığımız mentollü salem:) Judo kıyafetlerimin arasından çıktı:D



Neredeyse bebeklikten kalma kolluklarım.Bunları atamayışımın sebebi hala lazım olacağını düşünmem heralde:) Köpek kadar yüzüyorum da ben:D Ayrıca bunların büyük boyları , simit , can yeleği , deniz yatağı , gözlük , bone gibi pek çok şey daha hep birlikte atılmayı bekliyormuş:) Annem boneyi ne düşünerek aldı çok merak ediyorum yüzücü havasına mı sokmaya çalıştı beni ne yaptı:D Ne yaptıysa olmamış yazık:D



Vee çekmeceden çıkan bir mektup.İtiraf ediyorum bunu atamadım...





Her zaman son söz


19 Temmuz 2011 Salı

Sabri Dayı ve Karısı

Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama sizlere bu ikiliyi anlatmam lazım:)
Yıl 1999 günlerden 17 Ağustos.Deprem oluyor herkes evlerden çıkmaya çalışıyor Sabri Dayı çıkmak için kapıya gelmiş o karanlıkta ayakkabı arıyor.Haaatuuuun nerde benim yazlık pabuçlarııım krem rengi olanlar hanii?

-Ne yazlık pabucu be adam ev yıkılıyor çıksana dışarıı!

Bunu bize kim anlattı hatırlamıyorum şu an ama bu olayı duyduğumuzda hala sokakta kaldığımızı ve dakikalarca güldüğümüzü hatırlıyorum:D

Aradan yıllar geçiyor babaannem vefat ediyor.Sabri Dayı ve eşi cenazeye geliyor.Ben mutfaktayım cenazeye gelenlere su vermek için bardak ayarlıyorum.Kadın mutfağa geliyor kızım sen rahmetlinin torunusun di mii?

-Evet.

Bak bakayım ne yemek var bana bi söyle

-Hıı?

-Şu tencerelerde ne var?Heh taze fasülye koysana bana bi tabağa.Şeker hastasıyım ben yolda şekerim düştü çabuk.

-Buyrun , afiyet olsun.

Karı-koca müthiş ikiliydiler:D Ben ucundan kenarından bu kadar tanıdım kendilerini.Şimdi ikisi de çok uzakta meleklerin yanında...

*görsel