
Akaşa Yayınları'ndan Tanrı Çağı'nı okuduğumu yazmıştım.Kitapta öyle bir bölüm okudum ki paylaşmadan geçmek istemedim.Yıllarca eğitim sistemine karşı biriktirdiğim kötü düşünceler bu satırlarla aktı gitti sanki.Beni anlayan birileri varmış çok şükür:D Lafı fazla uzatmadan bu kısmı alıntılayarak devam ediyorum :
"İnsanların çocuklarını yetiştirme konusunda yaptığı en büyük yanlış , onlara birbirleri gibi olmayı öğretmeleridir.Ne yaptığınızı idrak etmeden , çocukları bir okulda bir araya getirmeniz, hepsini bir sınıfa koymanız, hep birlikte öğle yemeğine göndermeniz , hep birlikte geri getirmeniz, hepsine aynı ödevi vermeniz ve kaydettikleri ilerlemeyi ölçmeleri için hepsine aynı ölçüm gereçlerini vermeniz, aslında onlara birbirlerine benzemeyi öğrettiğiniz anlamına gelir.Bu sistemde , öğrenciler diğerlerinden farklı olan çocuklarla alay ederler.Böylece yaşamın ilk aşamalarında çocuklara öğrettiğiniz şeyin özü , birbirlerine nasıl benzeyecekleridir.Oysa onları özel kılan şey kendilerine özgü yetenekleri ve farklılıklarıdırVe gittikçe daha fazla okul yeni çocukları eğitmenin yollarını arayacaktır.Genel olarak, tüm insanlık muktedir insanın çok iyi gelişebileceği bir hal içine girmektedir.Bu " Muktedirlik Çağı"dır.Okullar da dahil olmak üzere her türlü kurum muktedir insanlara yer açtığında çok iyi gelişecektir."
Bu bağlamda kitapta Sudbury eğitim sisteminden bahsedilmiş.Eğer yapılabilirse değişim için mükemmel bir adım olacağı söylenmiş:) Biz çektik çocuklarımız çekmesin bu sistem Türkiye'ye de gelsin diyorum:) En azından bizim koyunlardan farklı olduğumuzu anlayan birileri olduğunu bilmek beni sevindirdi.Kalplerinizdeki ışıktan öperim hepinizi, espavo... :)
Bu yazının şarkısı kesinlikle bu olmalı:)