akaşa yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akaşa yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2012 Çarşamba

Laflayalım Biraz:)

Uzun zamandır yapmadığım bir şey yapıp biraz sizlerle konuşacağım:) Bloğu çok boşladığımın farkındayım ama zaman zaman oluyor böyle şeyler idare edin.

Neler yapıyorum öncelikle onlardan bahsedeyim.Bildiğiniz üzere clutch dikmeye devam ediyorum.Bu sıralar biraz daha sade şeyler yapıyorum , kar yağdı her yer bembeyaz oldu ya onun etkisi sanırım:)





Bunun dışında ara sıra ders çalışmaya çalışıyorum.Az önce anladım ki bi insan 7'sinde neyse o:) Öss zamanları yüz soru çözünce "çok çalıştım of of yeter bu kadar" der bırakırdım , bugün aynı şeyi yapınca kendi halime güldüm:D Bi önceki gece de yarım saat çalışmıştım anlıyacağınız bomba gibi gidiyorum:) Benim bu halim bile iyi aslında siz diğer hallerimi bi hayal edin...


Geceleri uyumadan önce bir kaç sayfa kitap okuyorum.Daha önce Kryon'un ilk kitabını okuduğumu söylemiştim , onu bitirdim ikinci kitabına geçtim.Metafizik konulara karşı ön yargılı değilseniz tavsiye ederim:)

Şimdilik benden bu kadar:)

25 Aralık 2011 Pazar

Dök İçini Rahatla:)

Canım o kadar sıkılıyor ki eğlenmek adına karman çorman bir post hazırlamak istedim:) Bugünden yola çıkarak bişiler yazıyorum:)

Bugün dershanede deneme sınavının cevaplarına baktım rezaletti.Sonra çok çalışan kız gelip netini söyledi o da rezaletti.Aramızda 7 net fark var , ya benim durumum o kadar vahim değil ya da kızın durumu çok vahim:D İnsanların hırslarıyla eğleniyorum ben kimse kusuruma bakmasın valla , dershaneye eğlenmeye gidiyorum memurluk zaten oldu:D (sonuçta pozitif bi insanım oldu diye diye oldururuz)

Havalar çook soğudu elimden kupalarım düşmüyor:)



Bir de Etsy'deki dükkanımı ısıtmak amaçlı yeni bir snood ekledim:)



Sıkılıyorum dedim ya yeni bir kitaba başladım Kryon "Bitiş Zamanı"



Yeni yeni okuma alışkanlığı kazanıyorum diyebiliriz gündüz dikkatimi toplamam zor olduğu için genellikle okuduğum kitap yastığımın altında durur.Yatmadan bi kaç sayfa okurum.Bu iş için kullandığım çok harika bir fenerim vardı hani şu başa takılanlardan.Nankör fener bozuldu markette kitap okuma fenerini görünce hemen aldım.Bu nankör de kendini aydınlatmıyor.Çok büyük dertlerim var yani:)


Sağda solda herkesin dilinde Game of Thrones'tur gidiyor.Merak edip başladım , her gün bir bölüm izlesem o da bişi:)


Bir "dök içini rahatla" postunun sonuna geldik efendim:)

8 Kasım 2011 Salı

Makinen Değilim ki...


Akaşa Yayınları'ndan Tanrı Çağı'nı okuduğumu yazmıştım.Kitapta öyle bir bölüm okudum ki paylaşmadan geçmek istemedim.Yıllarca eğitim sistemine karşı biriktirdiğim kötü düşünceler bu satırlarla aktı gitti sanki.Beni anlayan birileri varmış çok şükür:D Lafı fazla uzatmadan bu kısmı alıntılayarak devam ediyorum :

"İnsanların çocuklarını yetiştirme konusunda yaptığı en büyük yanlış , onlara birbirleri gibi olmayı öğretmeleridir.Ne yaptığınızı idrak etmeden , çocukları bir okulda bir araya getirmeniz, hepsini bir sınıfa koymanız, hep birlikte öğle yemeğine göndermeniz , hep birlikte geri getirmeniz, hepsine aynı ödevi vermeniz ve kaydettikleri ilerlemeyi ölçmeleri için hepsine aynı ölçüm gereçlerini vermeniz, aslında onlara birbirlerine benzemeyi öğrettiğiniz anlamına gelir.Bu sistemde , öğrenciler diğerlerinden farklı olan çocuklarla alay ederler.Böylece yaşamın ilk aşamalarında çocuklara öğrettiğiniz şeyin özü , birbirlerine nasıl benzeyecekleridir.Oysa onları özel kılan şey kendilerine özgü yetenekleri ve farklılıklarıdırVe gittikçe daha fazla okul yeni çocukları eğitmenin yollarını arayacaktır.Genel olarak, tüm insanlık muktedir insanın çok iyi gelişebileceği bir hal içine girmektedir.Bu " Muktedirlik Çağı"dır.Okullar da dahil olmak üzere her türlü kurum muktedir insanlara yer açtığında çok iyi gelişecektir."

Bu bağlamda kitapta Sudbury eğitim sisteminden bahsedilmiş.Eğer yapılabilirse değişim için mükemmel bir adım olacağı söylenmiş:) Biz çektik çocuklarımız çekmesin bu sistem Türkiye'ye de gelsin diyorum:) En azından bizim koyunlardan farklı olduğumuzu anlayan birileri olduğunu bilmek beni sevindirdi.Kalplerinizdeki ışıktan öperim hepinizi, espavo... :)

Bu yazının şarkısı kesinlikle bu olmalı:)

5 Kasım 2011 Cumartesi

Tavşan Kitap Ayracı-Diy


Hastanedeyken vakit buldukça yarım kitaplarıma devam ettim o süre zarfında Akaşa yayınlarından İlahi Rehberlik ve klasiklerden Dickens'ın Büyük Umutlar'ını bitirdim.Karton kitap ayraçlarıyla bir türlü anlaşamadım , kendim için bir kitap ayracı yapmayı kafaya koydum:)

Yapım aşamalarını anlatmaya çalışacağım.Malzemeler:

Keçe , boncuk , kumaş yapıştırıcısı , kurdele , makas ve iğne iplik.


Ben kitap ayracı olarak tavşan yapmayı tercih ettim.Bunun için pembe ve kırık beyaz keçe kullandım.Öncelikle beyaz keçenin üzerine kafama göre tavşan şekli çizdim (biraz daha muntazam olması için kalıpla çalışabilirsiniz.)



Çizdiğim kısımları takip ederek kestim.


Pembe keçeden burun kesip kumaş yapıştırıcısıyla yapıştırdım.


Kurşun kalemle fazla bastırmadan bıyık ve ağız çizdim.


Siyah iple bıyık ve ağızı belirginleştirdim.Gözler için de boncuk kullandım.



Kulakların iç kısımlarına da pembe keçe yapıştırdım.


Boynuna kondurduğum fiyonkla tamamladım vee sevimli kitap ayracımız hazıır:)



Yeni kitabım yine Akaşa yayınlarından.Tatlı tavşanım sayesinde sayfa kaybetmeye son! :)


Bir diy projesinin daha sonuna geldiik hepinize iyi bayramlar:)

7 Eylül 2011 Çarşamba

Kendi İyiliğini Kabul Etmek

İnternetten uzak kaldığım günlerde Yaratıcı İmgeleme'yi okudum.Kitabı bitirdiğimde kitaptan alıntılarla kendi cümlelerimi harmanlayarak blog için yazı hazırladım lafı uzatmadan kağıda yazdığım şekliyle size aktarıyorum:)

Kendimizle ilgili olumsuz imajların büyük bölümü küçük yaşlarda başka insanlar tarafından kötü , aptal ya da herhangi bir konuda yetersiz olduğumuza inandırılmamızdan kaynaklanır.Başkalarının kalıplarına sıkışıp kalmak bizim için "en iyiyi" seçebilmemize hatta hayal etmemize engeldir.Kaçımız "buna asla sahip olamam , bunun olması imkansız........." gibi cümleleri zihnimize yük etmedik ki...

Öncelikle "en iyiyi" kabul etmeye hazır ve istekli olmalıyız.Bizim için "en iyi" sınırsız bir evren gibi olmalı.Uçsuz bucaksız bu evrenden sadece "en iyiyi" almalı ve kendimizi "en iyiye" layık görmeliyiz.Hiç bir kalıp iyinin karşısında duramamalı.

Kötü dediğimiz insanlara bakarsak hepsinin özünde kendisini sevememe problemi olduğunu görebiliriz.Peki kendisini sevmeyen insan başkasını nasıl sevebilir?


Kitapta kendini sevmeye dair pek çok olumlama bulunmakta.İnsanın kendi imajını değiştirmesi için salt sevgi yeterlidir.Ayrıca bu dünyayı değiştirmemiz için tek gerçek gücün sevgi olduğuna inanıyorum.

Bu yazdıklarım bazılarınıza çok ütopik gelecek nasıl göründüğünü biliyorum:) İnsan kendi deneyimlemeden inanamıyor.Hepimiz "yaşadığımız kadarız" özetle.Yazdıklarımı saçma bulanlar için verebileceğim tek tavsiye sevmediğiniz birisi için bir iyilik yapmanız olacaktır.Hiç sevmediğiniz bir insanın iyiliğini isteyin , ona bir şekilde yardımcı olun.Sonrasında karşınıza çıkan şaşırtıcı geri dönüşleri izleyin ve tadını çıkarın.(Ben iyilik yaptım acaba ne gibi mucizeler olacak diye düşünürseniz büyü bozulur haberiniz olsun)

Her yeni anda yeni bir insan olduğumuza göre anın tadını çıkarmalıyız.Hayattaki sınırsız güzellikler hepimize yeter.Ve hayat yaşamaya değer...

*İn' Time : 00.12 / 25.08.2011

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Netsiz Yaşam

İstanbuldayken iki gün ilginç bir şekilde internetsiz kaldım.Nasıl olduysa telefonun ayarları bozulmuş ve ne yaptıysam düzeltemedim.
Malzemelerim yanımda olmadığı için uğraşacak hiç bir şeyim yoktu ve sıkıntıdan patlamak üzereyken kitaplar imdadıma yetişti:)

Okumaya daha önce başladığım %100 Düşünce Gücü'nü bitirdim.Kitap istediğimiz hayatı nasıl yaşayayabileceğimizi örneklerle açıklamış.Güzel hikayeler mevcut.Beğendiğim sözleri fotoğraflamadan edemedim:)




Bu kitabın ardından epey bi geç kalmış olarak Simyacı'yı okudum.Yıllardır okumak için aklımda olan bi kitaptı ama nedense hiç hazır hissetmemiştim kendimi sanırım doğru zamanı bekledim:)

Bu kitapta aklıma kazınan iki şey var biri simyacının sözü :

Kötülük ağıza giren şeyde değil ağızdan çıkan şeydedir.( böyle bir şeydi sanırım)

Diğeri ise çöl kadınlarının aşkı.O kadar güzel anlatılmış ki çöl kadını olup aşık olmak sevdiğimi beklemek istedim:)