ayasofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayasofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2011 Cumartesi

Detaylar ve Sultan Ahmet

Bildiğiniz gibi annemin rahatsızlığından dolayı İstanbul'a gidip geliyoruz.Kocaeli'deki doktorumuz yumurtalık kanseri teşhisi koyup acilen bizi Çapa'ya yönlendirdi.Sanırım iki haftadır Çapa'ya gidip geliyoruz.Biz ameliyat ya da kemoterapi kararı beklerken kuruldan biyopsi kararı çıktı.Öncelikle karından sıvı alıp onu değerlendirecekler eğer yine karara varamazlarsa mideden de sıvı almaları gerekecekmiş.Ameliyat ya da kemoterapi önceliliği sanırım buna göre belirlenecek.
Hastalığın kabullenme aşamasını atlattık artık çok doğal karşıladığımız bir durum.Hastanede çok sayıda kanser hastasıyla karşılaşıp konuştuk kurtulan epey insan olması içimizi rahatlattı doğrusu.Ben de herkes gibi kanser denilince dünyanın en kötü şeyi başımıza geldi diye düşündüm ama diğer insanları görünce fikirlerim değişti açıkçası.Şu an tedavi sürecinin nasıl işlediğini tam olarak bilemesem de önemli şeyin moral olduğunu ve kemoterapi gören hastanın çok iyi beslenmesi gerektiğini biliyorum.
Bunların dışında az çok enerjiyle ilgilendiğimi herkes biliyordur artık:) Sanırım 2011 başında yeniyıl ile ilgili bir yazı yazmıştım bu yıl dramlar yılı olacak kapılmayın diye.Dünya bir dönüşüm sürecinde , yüksek hayra hizmet etmeyen ne varsa elimine ediliyor.Bu dönemde hepimizin hayatında bir şeyler oluyor hatta dünyada dengeler değişiyor.Annemin hastalığına bu açıdan bakınca onun içine attığı , biriktirdiği enerjilerin dönüşme vaktidir.Bu onun meydan okuması.Kendini dönüştürebilmesi için ruhunun sunduğu bir fırsat.Bunları uzun uzadıya onunla da konuştuk tabi ama bunları benim anlatmamdan çok onun ne kadar ne anladığı ve seçimleri önemli.Siz siz olun kalbinizin sesine kulak verin:)

Dün hastanede işimiz bittikten sonra Sultan Ahmet'e gezmeye gittik.Sultan Ahmet Camii'nin içine ilk kez girdim açıkçası büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.İçeri girer girmez sizi ağır bir ayak kokusu karşılıyor:) Bu kadar çok ziyaret edilen bir yerin halılarını sık sık yıkatmaları gerekir buradan yetkililere duyrulur...

Çektiğim resimleri paylaşmadan olmaz:)







Sultan Ahmet'ten çıkıp Ayasofya'ya doğru yürürken bu iki yumoş karşıma çıktı:) Kedilere olan aşkım malum tabi , annemin elleme sesleri eşliğinde hemen sevmeye koştum:) Siyah kedinin tüylerinin güzelliği anlatmakla bitmez fotoğraftan hiç belli olmuyor doğrusu.Pisicik kadife gibiydi sevmeme tepki bile vermedi hayvancık çok uykusu vardı:) Bi ara gözlerini zorla açtı , yeşil gözlerini görmüş olduk:)


Gezip tozduktan sonra Harem'e gitmek için feribota bindik.Feribot bir türlü kıyıya yanaşamıyor bir ara sola doğru baya yattık ben eyvah batıyoruz dedim anneme:) Annem tabi panik atak bir insan olduğu için neee batıyor muyuz diye tepki verince ben başladım gülmeye:D Öndeki adamda dönüp bakıyor sanırım o da panik yaptı:) İşim gücüm muzurlukmuş annem öle diyoo:)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Uzun Bir Gün:)

İstanbul'dan döndüm:) Kpds cevaplarımı kontrol ettim gereken puan çıktı gibi görünüyor ama bazı cevapları hatırlayamadım ne bileyim gelince göreceğiz artık:D Sınav çıkışı bir gezmişiz bir gezmişiiiiz hala çok yorgunum.
Beyazıt'an Sultan Ahmet'e gittik ilk işimiz Sultan Ahmet Köfteci'sini gitmek oldu.Her yanımız turist ben daha ilk gidiyorum onlar kim bilir kaçıncıya gidiyor insan özeniyor:)
Köftecide duvardaki yazılar dikkatimizi çekti.Ünlülerin yazdığı yazıları çerçeveletmişler Münir Özkul'un yazısını fotoğrafladık.


Yemeğimizi yedikten sonra ilk iş müze kartımızı aldık hemen Ayasofya'ya girdik.Daha önce de gitmiştim ama o zaman üst kata çıkamamıştık.Bu kez de bazı yerlerde tadilat vardı.Pek hoş bir görüntü olmuyor haliyle.Fotoğraflarım pek istediğim gibi olmamış pillerin azizliğine uğradım bu kez.Ama herşeye rağmen muhteşem...



Mozaiklerin ne kadar harika olduğunu anlatamam gerçekten kelimeler yetmez. Mozaiklerde flaş kullanımı yasaktı aslında ama turistler çatır çatır patlattı flaşları.



Sonraki durağımız Topkapı Sarayı oldu.Çoğu şeyin fotoğrafını çekemedik izin yoktu malesef.Bir sürü değerli eşya vardı herşey değerli taşlarla süslenmiş ama Kaşıkçı Elmas'ını görünce diğer hepsi sönük kaldı.Kutsal Emanetleri de gördük.Yalnız Musa'nın Asa'sının gerçek olduğuna pek inanasım gelmedi.Zaten bazı eserlerin gerçek olduğundan emin değiller diye biliyorum zarar verileceği için karbon testi de yapılamıyormuş.

Topkapı'da gizli çekimle çektiğim örtü:)


Bütün ihtişamıyla Sultan Ahmet Camisi...


Sınavdan iki gün önce de Mısır Çarşına uğramıştık.Bu görüntüyü sizle paylaşmazsam olmazdı gerçekten:) Bu amcacım kafasına kediyi oturtmuş gezdiriyor.O hayvanı nasıl eğitti , ne yaptı , nasıl bir psikolojiye sahip.... diye bir sürü soru geçiyor kafamdan.Fazla söze gerek yok yorumsuz diyorum:D