kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2012 Pazar

Dün Sabah

Ben pek fazla uyumaktan hoşlanan biri değilim aslında uyumayı çok severim ama biraz zaman kaybı gibi gelir:) İki üç yaşında bile erken yattığımı hatırlamıyorum annem beni uyutmaya çalışırken kendi uyurdu:)

Her yaz bi günü sabahlayarak uyku düzenimi altüst ederek geçiriyorum , işte dün sabah böyle bir gündü:)

Saat 6.45 gibi evden çıktım kedilerin mamasını koyarken Karamel yanıma geldi:) Ne zamandır görmediniz oğluşumu büyüdü kocaman bir delikanlı oldu:)



Saat 7 gibi bisiklete atlayıp Karamel'in yanından ayrıldım.Yolların bomboş halini çok seviyorum.

  
Bisikletim 13-14 yıllık garajda dururken vitesleri bozulmuş:) Sağ vitesin kısımlarında iki minik boya farkı görülüyor o kısımlardaki dökülmeleri gri ojeyle kapatmaya çalışmıştım yıllar önce:)

Gördüğünüz yolu turlayıp eve dönerken Karamel'le karşılaştık evin çevresinden uzaklaşmış görünce hemen durdum:) Bisikletten çok korktu sürekli miyavlayıp yaklaşamadı sonra ben inip yanına gittim.Çimenlerde oyunlar yaptı:)







Sonrasında Karamel'i denemek adına bisiklete atladım koş oğlum diyorum yanımdan geliyor köpek gibi:) Eve kadar öyle geldik üçüncü biri olsaydı videosunu çektirmiştim ama malesef.

Saat 8 oldu ikimizinde uykusu geldi:)


Sonrasında ikimizin hali böyle:)


Uyku düzeni biraz bozuluyor haliyle hiç uyumamak yerine güne erken başlamak daha iyi bir seçenek olabilir.Yollar boşken dışarda olmanın tadı başka:)








17 Şubat 2012 Cuma

Bayram Gibi Bir Gün

Heyooo:) Bugün Etsy'deki ilk satışımı yaptım çok mutluyum:) Gazete desenli cüzdanım Kanada'ya doğru yola çıkacak.



Ayrıca bugün dünya kediler günüymüş:D Biz de çoluk cocuk kutladık ama kutlamamıza kar sebebiyle katılamayanlar oldu:) Karamel zibidisi gelmedi yarın onunla bir kez daha kutlarız , zaten bizimkilere her gün bayram:) Resimdekiler soğuğa ve ilerleyen saate aldırmadan bekleyenler.Ana kadrodan 5 pisi eksik.Bu şekilde sıra sıra diziliyorlar her gün , hepsini ayrı ayrı seviyorum< en çok Karamel'i ama:) >


Hepinize güzel bir haftasonu dilerim...

10 Kasım 2011 Perşembe

Moralim Bozuk


Dün kedilerle ilgili yazımdan sonra bugünkü olay oldukça canımı sıktı açıkçası.Resimde gördüğünüz minnoşum bi buçuk saat kadar önce öldü:(

Bir kaç gündür keyifsiz gibiydi yakalamaya çalıştım ama tutamadım.Mamalarına sürekli vitamin koyuyorum sanırım mama yiyememiş.Akşam 6 gibi hala bahçede olduğunu fark ettim öylece duruyordu kaçacak hali yoktu ve yağmur başlıyordu hemen koşup aldım , eve getirdim.Veterineri arayıp sordum anlattığına göre bu geceyi atlacak gibi durmuyor dedi.Yine de şırıngayla mama su ve veterinerin dediği ilaçları verdim.Zaten Karamel de geçen sene Kasım ayında hastalanmıştı aynı şekilde.Karamel bana alışık olduğu için yakalayıp ilaç vermem daha kolay olmuştu fazla kötüleşmeden durumu fark ettiğimiz için hemen veterinere götürmüştük.Bu geceyi atlatsaydı yarın veterinere götürecektim ama bi kaç saat içinde öldü hayvancık.En azından fazla can çekişmedi diye seviniyorum.

Özetle keyfim kaçık , moralim bozuk...

9 Kasım 2011 Çarşamba

Karamel Depresyonda:)

Karamel dobişko bişi oldu bu halleri beni çok mutlu ediyor ama o sıralar pek mutlu değil:)


Annesi 6 yavrusunu getirdi haliyle Karamel bu duruma çok bozuk:) Yavruların fotoğrafını çekerken fotoğraf makinesinin önünü kapatmaya çalıştı:) Yavrulara baktığımı fark ettiği an onlara vurmak istiyor ama kıyamıyor patisini kaldırıp vuracak gibi yapıyor sonra vazgeçiyor.Avludan atlamaya çalışan yavruları bahçeye geri itiyor sadece:D

Aslında ne kadar masuum:) Depresyon sebebiyle kendini saldı pasaklı takılıyoruz şu sıralar.


Kedi türünün devamını sağlayan kedi Karamel'in ve yeni yavruların annesi asla bi ismi olmadı ve olmayacak özgür bi kedi o:)


Bunlar yeni yetmeler:) Üç tane Karamel kopyası üç tane de anne kopyası var:)


İşte yavrularla Karemel'in bölgesini ayıran avlu:)


Bu da Tosun Paşa'mız aslında ona direkt şişman diyorum çoğu kez:)


Karamel'i severken Tosun Paşa yanıma gelince hemen pati havaya kalktı:) Sonra şişindi böyle.



Geçen gün bakkala giderken Karamel'le Tosun takıldı peşime ben nereye onlar oraya.Bakkala kadar geldiler ben içeri girerken beni kaybedip miyav miyav aramaya başladı saflar:D Sonra çıkınca hep beraber geri döndük.İyice köpek tribine girdiler:) Eğleniyorum ama orası ayrı mevzu:)

Bu minnoş da bizim yavruların yanına sığınmaya çalışan evlatlık ama annne istemiyor.



Daha baktığım bir sürü kedi var aslında gelen geçen uğruyor bunlar o anda bulunanların bir kısmı:) Kocaman bir aile olduk , kedilerden haberler şimdilik bu kadar:)

13 Ekim 2011 Perşembe

Hayalimdeki Sahne

Dün gece bitirdiğim clutchların şerefine < Audrey'li olanın filmi hatırlatması sayesinde > Breakfast At Tiffany'i izledim.

Audrey o kadar zarif o kadar güzel ki ister istemez ekrana yapışıyorsunuz.Ağzım beş karış açık sırıtarak izlediğim bir filmdi.Ayrıca filmdeki Holly'nin kedisi (Holly Audrey oluyor) benim Karamelitom'a o kadar benziyordu ki gece gece Karamel'i özledim:) Ayrıca bu kedi şahane bir oyunculuk örneği göstermiş kendini oyuncu sanan pek çok insandan iyi oyuncu.Hayvan mimik yapmış yahuuu:D Adam sırtıyla oynadı diye bir tabir vardır ya işte kedi bıyığıyla oynadı diyorum:D

Vee son sahne , işte benim mutlu sonum...

Aradaki kediye dikkat edin:) Ahh tam bi sevgi yumağı şu anın güzel bir posterini bulsam hemen alırım.

Filme başlamadan önce kendime mısır patlatmayı da ihmal etmedim madem keyif yapıyoruz tam olsun değil mi:) Biraz yağ , biraz tuz ve mısır sonra salla tencereyi işte sonuç:D



Bugün biraz ders çalıştım gece tekrar çalışmayı düşünüyorum arada da bir kaç takı planım var şidilik benden haberler bu şekilde.Öperim hepinizi:)

7 Ekim 2011 Cuma

Gittim Geldim



İstanbul'dan döndüm:) Blogtan epey uzak kaldığım bu günlerde bakalım neler yapmışım.Otobüse bindiğim andan itibaren başlıyoruz.

Terminalimiz şehirdışına taşınmış pek de güzel olmuş:)




Yolda ilerlerken canım sıkılıyor fotoğraf çekeyim diyorum.Ben otobüste müzik dinlemeyi film izlemeyi sevmem.Ya konuşurum ya mesajlaşırım ya da uyurum.Bazen de kitap okuyorum eğer elimde ilgimi çekecek bişi varsa tabi.Ama en çok başımı cama yaslayıp etrafı izlemeyi seviyorum.



İstanbul'a varıyoruz aralarda fotoğraf yok.Hastaneye gittiğimiz sabah kantinin önünde kahvaltı ederken bi kedi yavrusu yakaladım , oynadık sonra kucağıma oturdu uykusu geldi:) Cebine koy gezdir bunu:)


Günün ilerleyen saatlerinde yine hastane bahçesinde kedi kovalıyorum.


Samimiyetimi fazla bulmuş olacak ki kedi şaşırıyor:)


Başka bir gün yine hastanedeyiz sonuçları almak için üç saat olduğunu söylüyorlar.Hadi diyoruz foruma gidelim:) Şaka maka İstanbul'u öğreniyorum:)


Kaldığımız apartmanın önünde beni bu tüylü püsü karşılıyor:) Detone Osman'ı da gördüm bi kaç kere.Ama bu pisi çok tatlı iki patisiyle elime vuruyor sanki voleybolcu:D Hem hiç tırnaklarını batırmadı tebrik ettim onu:)


İstanbul'da hayatın özeti şu şekilde (boğaz köprüsünde arka arkaya çektiğim fotoğraflar)






İşte beş günüm böyle geçti:)

25 Eylül 2011 Pazar

Sabah Fotoğrafçısı

Bugün dershanede ikinci günümdü artık alışmaya başlıyorum sanırım.Sabah koşmadan vaktinde yetişebildim:)

Vakit bol olunca fotoğraf çekerek ilerledim.Bir Türkan kolyesini kendime ayırdım zira bu sabah doğru dizgün kıyafetim olmadığını fark edince aksesuarla kurtarayım dedim:D


Yolda karşıma çıkan pisiye selam verdim:)



Sabah saatlerinde merkez kalabalık olmadığı için en ünlü caddemiz olan Çark Caddesi'ni boşken çektimçSakarya'da iki yıl yaşamayan sevemez burayı ama sonrasında herkesin bu caddeyle bir bağı oluşur.Cadde ruhu diye bir şey var orada:) Ve ben en çok sabahları boşken yürümeyi seviyorum günün ilk ışıkları yüzüne çarparken uykulu gözlerle boş caddenin tadı ayrı güzel oluyor.



İşte bugün böyle geçti:)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Enerjim Yerine Geldi:)

Neredeyse üç haftalık bir aranın ardından malzemelerimle tekrar haşır neşir olmuş bulunmaktayım.Eskisi gibi aceleci davranmıyorum biraz tembelce çalışıyorum artık tadını çıkartarak:)

Her sabah bir film izleyip yatıyorum evet uyku düzenim iyice bozuldu.Sabah 7'de yatıp 12'de kalkar oldum aslında benim normal halim bu:) Uyumayı zaman kaybı olarak görüyorum.

Kendime üç tane kitap aldım hevesle bekliyorum gelmelerini.Okuduktan sonra , önce beyaz bir ışık görüp semavi varlıklarla dans etmek istiyorum:D Üçüncü gözüm açılırsa haber veririm:)

Bunlar dışında Karamel'den haberler verelim.Dün gece saat 03.15 sularında balkona çıktım aşağı bakıp Karamel'e bakınan ben miyuw sesiyle irkildim.Çünküü bizim manyak kedi karşı apartmanın asmasından ikinci kata kadar tırmanmış bizim tam karşı balkonda pusuya yatıp beklemeye başlamış.Beni görmesiyle sağa sola koşup bağırması bir oldu.Gaza gelip atlarsa diye korkumdan hemen içeri kaçtım.2-3 dk kadar bizim balkona dönük şekilde miyaaw miyuw miiie şeklinde sesler çıkartıp inmeye karar verdi.Sonra bir de baktım ki aşağıda uslu uslu oturuyor Tosun Paşayla birlikte.Hemen mama attım tabi ki , açık büfe rahatlığını yaşıyor yawrularım.Gece saat kaç olursa olsun sınırsız hizmet sadece kedilere özel:p İşte böyle heyecanlar yaşıyorum dostlar bu kedi her seferinde beni şaşırtacak bir şey buluyor.Tutkumuz hiç sönmüyor bu nedenle:D

Neyse çok bıdı bıdı yaptım gelelim son yaptığım çantayaa



Herkese benden öpücük.Adios...


8 Ağustos 2011 Pazartesi

Kaçış:)

Bazen yükler ağır gelir kaçmak istersiniz düşünmeden sadece gitmek istersiniz.İşte öyle bir zamandan geçtim ben de iki haftadır sesimin çıkmayışının sebebi buydu.

Doktorumuzun bizi İstanbul'a çağırması üzerine hastaneye gittik işler uzamaz belki diyerek çantamı hazırlayarak gittim.Aniden Edirne'ye gitme kararı aldım da:)Hastane işleri erken bitti ve Edirne'ye kuşlar gibi uçarak gittim:) Özlediklerimi gördüm.Esracımla < hani üni.deki ev arkadaşım > bir dolu muhabbet yaptık , gezdik tozduk , kedi sevdik , evde beraber gün yaptık , fal baktık , geceleri spor ve yürüyüş yaptık , dertleştik...Hepsi ilaç gibi geldi.Şubat sonundan beri hastaneye gitmekten başka bir aktivitesi olmayan bir insan için inanılmaz bir lüks oldu bu kaçış:) Harika bir kaç gün geçirip İstanbul'a döndüm annemin kemoterapisini de aradan çıkartıp evime geldim.

Gelir gelmez ilk kucaklaşmam Karamelle ve diğer kediciklerimle oldu.Kızanlarım beni çok özlemiş (Edirne'ye gittiğim belli olsun diye kızan diyorum hohhoh) Yorgunum ama bloğumu da çok özledim hemen çektiğim fotoğrafları paylaşmak istiyorum o nedenle.

İlk fotoğraf Mimar Sinan'ın Selimiye'si olmalı



Gözüme çarpan bir kaç tarihi yapı



Edirne'de üç metrede bir süs havuzu var belediye başkanı havuz sever bi insan anladığım kadarıyla:D


Edirne'nin en sempatik insanları tabi ki Romanlar.Ben atın fotoğrafını çekerken fayton sahibi müşterilerle sıkı bir pazarlık içindeydi.O kadarcık parayla olmaz beaa:D


Vee Edirne deyince akla gelen ilk üç şeyden biri "tava ciğer". Gidip de görmemek görüp de yememek olmazdı:)


Yorulan günün gecesinde yorgunluk kahvesi içelim bir de fal bakalım dedik:) Bakın bakalım falımda ne çıkmış


Yerimden yurdumdan ayrılmış olabilirim ama her gittiğim yerde kedi bulmaya devam ediyorum.Bu Edirne'deki üç günlük pisim Whiskas:) Hemen isim koyup sahiplenirim:D Sosisle besledim onu nım nım nım:p


Geceleri yürüyüşe gittiğimizde Karamelimin ufacık minnacık versiyonunu buldum onun adını Lokum koydum Karamel'e olan özlemimi onla giderdim:) Esra'ya çok yalvardım alsın diye ama almadı:( Ah bizim bahçeli evimiz olsa geceleri gizli gizli eve alırım pisileri hihihihihi.

İşte Edirne kaçışı genel hatlarıyla böyle geçti.Belki ilerki günlerde bir post daha çıkar Edirne'de yaptıklarımdan.Bu arada herkesi çok özledim öpüyorum hepinizi:)

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Kan Çekiyor :)

Kedi sevgimi bilmeyeniniz kalmadı ; Karamel'im , Tekir'im , Tosun'um hepsi bloğumun bir parçası oldu.
Bendeki bu hayvan sevgisi pisiler tarafından anlaşılıyor mu bilmiyorum ama onlar beni her yerde tanıyor:) Aramızdaki garip bağın hikayesi olsun bu yazı.

İstanbul' a gidişlerimizde halamda kalıyoruz ve bir kaç ay önce onun oturduğu apartmanın önünde hiç kedi yoktu bugünkü manzara ise biraz farklı:)

Zamanla bir kedi apartmanın önünde yatmaya başladı ben sadece onunla gelip geçerken konuştum alışmasın diye de mama vermedim.Başkaları mı besledi bilemiyorum bu gidişimizde kedi yine oradaydı:) Ben de daha fazla dayanamayıp kalan yemekleri ona götürdüm.Bir de süpriz pisi vardı o hiç yemek yemedi beni sevdi sadece:)


Siyah beyaz olan pisimiz Detone Osman:D Osman gibi bakıyor ama dayanamayıp Osman ismini verdim ona sesi de çok fena olduğu için detoneyi eklemeden edemedim.İnanmazsınız diye de kameraya çektim kendiniz duyun Osman'ın feci sesini:D






Osman uyurken kapıdan sessizce çıktım merdivenden indim kamera çekime hazırdı düğmeye basmamla Osman uyandı.Oyuncu musun be hayvan:D

Sanıyorum ki video da problem var izleyemeyenler buradan buyursun.

5 Temmuz 2011 Salı

Dinlenme Vakti:)

Heyooo:) İzleyici sayımın 500 olmasını merakla beklerken bir de bakıyorum ki 505 oluvermişiz on kat daha seviniyorum:D

Geçen günlerde bahsettiğim yoğun yoğun çalışmalarımı tamamladım.Bir kaç gün mola verme planları yaparken butikten yeni siparişler geldi bile:) En azından iki gün abartmadan ufak tefek işler yapmayı düşünüyorum.Çünkü bedenim bu kadar yoğunluğa dayanamadı faranjiti atlatamadan nezle gibi bişiler oldum:) Fark ettim ki hastayken iki kat daha çalışkan oluyorum.Belki de kendimi çok hırpaladığım için hasta oluyorum amaan neyse:D

Dün gece siparişleri yetiştireyim diye neredeyse 8 saat yerimden kalkmadan uğraştım.Motivasyon şarkım için tık tık :) Kulaklıkları takıp dikiş makinesinin başına geçiyorum ritme göre dikiş makinesinin pedalına basıyorum , işte benim çalışmayı zevkli hale getirme anlayışım:D

Aslında çok yazasım var ama fotoğrafları paylaşmak için de sabırsızlanıyorum.O nedenle sözü kısa kesmek en güzeli:)




Daha fotoğraflayamadığım bir kaç tane ürün var onların fotoğrafını çekmeye fırsatım olmadı doğrusu göz dolduranları koyuyorum sadece.

Bunların dışında benim güzel oğluşumu özlediniz bencee:) Ben Karamel'ime balkondan öpücük atarken bakın o bana nasıl poz verdi sonrasında dayanamayıp yanına koştum hemen sarıldık:D


Bu aradaa geçen zaman içinde Karamelim sevgili buldu hihihihi.Yavrucum artık adam oldu anlayacağınız , kızlar için kavgalar etti bacağını yaraladı ne olaylar ne olaylar.Neyse ki hormonal dengesi normale döndü evin dibinden ayrılmıyor yine:)

Bizde gelişmeler bu şekilde:) Ben şimdi blog okumaya gidiyorum özledim herkesii:)

7 Haziran 2011 Salı

Mumlu Mim


Deep'ten gelen bir mim daha:)
Mim konususu: "hayatınızdaki en mutlu olduğunuz gün ya da günler? Neden mutluydunuz ki?"

Bu mimi sıcağı sıcağına yazmamın sebebi bugünün benim için çok mutlu bir gün olması.Bir önceki mimde bahsettiğim Şeker Gibi ve annesi Çakal Carlos bugün çat diye bize geldi:) Yazdığım mimde öyle bir kulaklarını çınlatmışım ki soluğu bizde almışlar:P Tabi asıl olay o değil Şeker Gibi ayın 25'inde evleniyor davetiye vermek için gelmişler annemin hasta olduğunu görünce baya oturdular.Çok özlemişim...
Şeker Gibi'den başka bir mimde kendi adıyla bahsetmiştim görüşememe nedenimiz onla alakalı bir durum.Ben yıllarca hep bu durumu saygıyla karşıladım ama bi noktadan sonra tak etti ve bi daha aramayacağımı görüşebilmek için çaba sarf etmeyeceğimi söyledim.En sonki konuşmamız bu şekildeydi bir daha da görüşmemiştik zaten.Ama ona küsmediğimi biliyordu...Hayatımda çok özel yeri olan üç insandan biri kendisi ve her ne kadar kızsam da aslaa küsmem ona çok seviyorum:)
Bugün ben uyurken kapı çaldı ve biri beni soruyor ya diyorum kim bu benim odama yönelen kişi:) Yabancı biri olsa asla odama gelmez kapıya geldim o da içeri giriyordu tam ben uykulu uykulu afalladım:) İlk tepkim neden geldin oldu:) Aslında trip atmak için sormuyordum soruyu annemin durumunu mu öğrendim diyorum hayır diyor ee neden geldin durup dururken gelmezsin sen diyorum:) Davetiye vermeye geldiğini hatırlayıp söyledi sonunda:D Sarıldık hemen kalp kalp kalp.
Öyle böyle derken güya düğüne gitmeyecek olan ben hemen yelkenleri suya indirdim nikahta ne giysem diye düşünmeye başladım:) Son bir ayda Şeker Gibi'yi beş kere rüyamda gördüğümü de belirtmeden edemeyeceğim kalbim temizmiş:P
Zihnimde bir dünya soru uçuşuyor nikahta krem rengi elbise mi giysem(gündüz olacağı için sade giyinmeyi düşünüyorum) çiçekli elbise alsam çok mu cıvıl cıvıl olur...Çok heyecanlıyım:)

Bugünün dışında benim mutlu günler olarak hatırladığım günlerden birer cümlelik derleme yapıyorum :

Küçükken babamın dizine yatardım o da boynumdan gıdıklayarak beni uyuturdu.Hani kedilerin gıdığının altını seversiniz mayışır ya aynen öyle:) Hatta bileklerimi de gıdıklatarak uyuduğum zamanlar olmuştur hala da bayılıyorum:)

Karamel hasta olup veterinerde kaldığı zaman iyileşeceğini söylemeleri inanılmaz mutluluk sebebiydi.Ayrıca kedi , köpekleri izlerken çok mutlu oluyorum , hayvanlara bayılırım:)

Küçükken babamlarla balığa gidip oltayla balık tutmayı çok severdim.

Kelebek vitesli bisikletimi aldığımız gün ve daha bir çokları...Çok basit şeylerle mutlu olabilen bi insanım doğrusu.Karamel iki oyun yapsa benden mutlusu yok:)
Bir mimin daha sonunda geldik:)

26 Mayıs 2011 Perşembe

Sazana Gel:)

Annemin kemoterapisinden sonra evde sağlıklı beslenme günleri başlattık:) Sera ürünleri , hazır gıdalar kullanmıyoruz sadece mevsim sebze ve meyveleriyle besleniyoruz.Sebze meyve işlerini babam hallediyor ben pek bulaşmıyorum doğrusu:)
Neyse bugün babam koca bi balıkla geldi , ben de dayanamayıp bu anı ölümsüzleştirdim:) Sapanca Göl'ünden zıpkınla avlanan bir sazan karşınızdaa:)




Sazanın içinden henüz oluşamamış biiir sürü havyar çıktı:) Tabi bu durumdan nasibini Karamel ve tayfası aldı:)

Kemoterapi sonrasında Karamelle pek ilgilenemeyince havuçlu karamelli turtam bana küsüp başını alıp uzaklara gitmeye başladı.Baktım ki olacak gibi değil günlük sevgi seanslarımıza başladık aramızdaki buzları erittik. Bugünkü havyarlar da cilası oldu:) Bu arada fotoğrafı Karamelito karşı apartmanın avlusunda uyuklarken balkondan çektim.Avludaki hanımelinin üzerinde nasıl uyumayı becerdi anlayamadım yetenekli hayvan , bir de göz kırpmış:)
Şimdilik öperim hepinizi:)