Yazmayı sürekli ertelediğim , bir türlü bahsetmek istemediğim mevzuya geldi sıra.Nereden anlatmaya başlasam onu da bilemiyorum neyse baştan başlamak en güzeli:)Bu sene Mart ayında anneme yumurtalık kanseri teşhisi kondu.O günden bu yana en az 21 günde bir İstanbul'a hastaneye gidip geliyoruz.Şimdi yol ayrımındayız , yarın annem hastaneye yatıyor ve perşembe günü ameliyatı var.Ne hissettiğimi bilmiyorum doğrusu , insanın kafası allak bullak oluyor bu durumlarda.Tek istediğim her şeyin iyi geçmesi...
İnsanın başına gelen ne olursa olsun zamanla alışıyor.Önceden kanser dendiğinde hayalimde canlanan şeyle şimdiki aynı değil mesela.Sanırım yaşamımızın bir parçası haline gelince gözünüzde büyütmekten vazgeçiyorsunuz.Şu an grip olmakla kanser olmak arasında pek fark yok benim için.Tabi ki zor bir hastalık.Hem hasta için hem yakınları için uzun bir süreç.
Annemin ilk kemoterapisi doğumgününde başladı ve 7 kür kemoterapi gördü.Her hastaya ve her kanser türüne göre kemoterapi ilaçları ve süreleri değişiyor.Ayrıca hastaların ilaçlardan etkilenme oranları kişinin bünyesine göre farklılık gösteriyor.Annemin ilk kemoterapisi en ağırıydı sonrasında tedaviye cevap verdikçe yan etkileri azaldı.Herkeste olan mide bulantısını pek fazla yaşamadı.Şu an değerleri normal , kanserli hücre sayısı her insandaki kadar.Ancak her ihtimale karşı kanserli bölgelerin tamamen temizlenmesi gerekiyor bu nedenle rahim , yumurtalıklar , karın zarı bir de duruma göre bir kolundaki lenfi alınacak.Doktorun demesine göre kitap gibi açacaklarmış:) Ameliyat büyük bir ameliyat ama ben inanıyorum ki bunu da atlatırız ve iyi haberlerle döneriz:)
Bu arada Çapa Onkoloji'de pek çok kanser hastası ve yakınıyla tanıştık onlardan bahsetmek istiyorum biraz :
Annemin kankası Macide Teyze ve kızı :) Her kemoterapiye gidişimizde annemle birbirlerini gördükçe pek mutlu oldular.Macide Teyze , durumlar karşısında yaptığı yorumlarla bizi hep güldürmüştür:)
Annemin ikinci kankası Şaban:) Kendisi benden bir yaş büyük (25 yaşında) annemin son üç kemoterapisinde serumlarını hep yanyana aldılar , ben de hemşireler kovalayana kadar onlarla oturup muhabbet ettim.Şaban hiperaktif bir kişilik , kemoterapi sonrasında halı saha maçı yapacağım deyip doktorunu şoka uğratmış:D
Turşucu Teyze : Son kemoterapi için kan vermeye gittiğimizde bekleme salonunda on kişiyi etkisi altına alıp bilimum yemek tarifi vermiş şahsiyet.Turşu yapmanın inceliklerini o kadından öğrendim henüz denemedim ama öyle bir anlattı ki hala aklımdan çıkmıyor minik salatalık turşuları:) Bir de kocasıyla olan muhabbetleri bizi bitirdi.Adam akciğer kanseri ve hala kaçak göçek sigara içiyor.Sabah kahvaltı etmeden alkol almaya başlıyormuş ayyaş işte naparsın diyor:D
Minik Şeymoş : Kendisiyle tuvalette karşılaştık adını sordum Şeyma dedi.Aaa adaşız bak benim da adım Şeyma dedim.Annesine dönüp anne ablanın adı Şeyma'ymış dedi:) Giderken de bana el salladı.
Sanırım en çok ufaklıkların hasta olması insanın içini acıtıyor.Özellikle ailelerinin onlar iyi olsun diye çırpınışlarını gördükçe etkileniyorsunuz.
Daha pek çok insan tanıdık ama asıl aklımda kalanlar bu şekilde.Son olarak ufak bir teşekkürler bitirmem gerekiyor.
Çapa Onkoloji'de çalışan bütün kemoterapi hemşirelerine ( özellikle insan üstü çabasıyla herkese yardım eden İnci Hemşire) , bütün onkoloji doktorlarına< aslında bi tanesini saymasam da olur da neyse:) > (Leyla Kılıç'a anında teşhislerinden ve hastalarla ilgi alakasından dolayı ayrıca) çok çok teşekkür ederim.
Sanırım bir hafta , on gün kadar buralarda olamayacağım.İnternete girme imkanım olursa yazmaya çalışırım.Şimdilik hepinizi kocaman kocaman öpüyorum bize şans dileyin:)

