yumurtalık kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yumurtalık kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2011 Salı

Bize Şans Dileyin

Yazmayı sürekli ertelediğim , bir türlü bahsetmek istemediğim mevzuya geldi sıra.Nereden anlatmaya başlasam onu da bilemiyorum neyse baştan başlamak en güzeli:)

Bu sene Mart ayında anneme yumurtalık kanseri teşhisi kondu.O günden bu yana en az 21 günde bir İstanbul'a hastaneye gidip geliyoruz.Şimdi yol ayrımındayız , yarın annem hastaneye yatıyor ve perşembe günü ameliyatı var.Ne hissettiğimi bilmiyorum doğrusu , insanın kafası allak bullak oluyor bu durumlarda.Tek istediğim her şeyin iyi geçmesi...

İnsanın başına gelen ne olursa olsun zamanla alışıyor.Önceden kanser dendiğinde hayalimde canlanan şeyle şimdiki aynı değil mesela.Sanırım yaşamımızın bir parçası haline gelince gözünüzde büyütmekten vazgeçiyorsunuz.Şu an grip olmakla kanser olmak arasında pek fark yok benim için.Tabi ki zor bir hastalık.Hem hasta için hem yakınları için uzun bir süreç.

Annemin ilk kemoterapisi doğumgününde başladı ve 7 kür kemoterapi gördü.Her hastaya ve her kanser türüne göre kemoterapi ilaçları ve süreleri değişiyor.Ayrıca hastaların ilaçlardan etkilenme oranları kişinin bünyesine göre farklılık gösteriyor.Annemin ilk kemoterapisi en ağırıydı sonrasında tedaviye cevap verdikçe yan etkileri azaldı.Herkeste olan mide bulantısını pek fazla yaşamadı.Şu an değerleri normal , kanserli hücre sayısı her insandaki kadar.Ancak her ihtimale karşı kanserli bölgelerin tamamen temizlenmesi gerekiyor bu nedenle rahim , yumurtalıklar , karın zarı bir de duruma göre bir kolundaki lenfi alınacak.Doktorun demesine göre kitap gibi açacaklarmış:) Ameliyat büyük bir ameliyat ama ben inanıyorum ki bunu da atlatırız ve iyi haberlerle döneriz:)

Bu arada Çapa Onkoloji'de pek çok kanser hastası ve yakınıyla tanıştık onlardan bahsetmek istiyorum biraz :

Annemin kankası Macide Teyze ve kızı :) Her kemoterapiye gidişimizde annemle birbirlerini gördükçe pek mutlu oldular.Macide Teyze , durumlar karşısında yaptığı yorumlarla bizi hep güldürmüştür:)

Annemin ikinci kankası Şaban:) Kendisi benden bir yaş büyük (25 yaşında) annemin son üç kemoterapisinde serumlarını hep yanyana aldılar , ben de hemşireler kovalayana kadar onlarla oturup muhabbet ettim.Şaban hiperaktif bir kişilik , kemoterapi sonrasında halı saha maçı yapacağım deyip doktorunu şoka uğratmış:D

Turşucu Teyze : Son kemoterapi için kan vermeye gittiğimizde bekleme salonunda on kişiyi etkisi altına alıp bilimum yemek tarifi vermiş şahsiyet.Turşu yapmanın inceliklerini o kadından öğrendim henüz denemedim ama öyle bir anlattı ki hala aklımdan çıkmıyor minik salatalık turşuları:) Bir de kocasıyla olan muhabbetleri bizi bitirdi.Adam akciğer kanseri ve hala kaçak göçek sigara içiyor.Sabah kahvaltı etmeden alkol almaya başlıyormuş ayyaş işte naparsın diyor:D

Minik Şeymoş : Kendisiyle tuvalette karşılaştık adını sordum Şeyma dedi.Aaa adaşız bak benim da adım Şeyma dedim.Annesine dönüp anne ablanın adı Şeyma'ymış dedi:) Giderken de bana el salladı.

Sanırım en çok ufaklıkların hasta olması insanın içini acıtıyor.Özellikle ailelerinin onlar iyi olsun diye çırpınışlarını gördükçe etkileniyorsunuz.

Daha pek çok insan tanıdık ama asıl aklımda kalanlar bu şekilde.Son olarak ufak bir teşekkürler bitirmem gerekiyor.

Çapa Onkoloji'de çalışan bütün kemoterapi hemşirelerine ( özellikle insan üstü çabasıyla herkese yardım eden İnci Hemşire) , bütün onkoloji doktorlarına< aslında bi tanesini saymasam da olur da neyse:) > (Leyla Kılıç'a anında teşhislerinden ve hastalarla ilgi alakasından dolayı ayrıca) çok çok teşekkür ederim.

Sanırım bir hafta , on gün kadar buralarda olamayacağım.İnternete girme imkanım olursa yazmaya çalışırım.Şimdilik hepinizi kocaman kocaman öpüyorum bize şans dileyin:)

8 Mayıs 2011 Pazar

Kemoterapi Günlükleri 1

Nereden başlamalı yazmaya bilmiyorum.Yazacak çok şey vardı aslında ama üzerinden zaman geçince insanın ruh hali değişiyor aynı şeyleri düşünüp yazmak zorlaşıyor.
5 Mayısta annemin ilk kemoterapisi vardı daha doğrsu biz öyle sanmışız:) Bize kemoterapi randevusu diye bir kağıt verdiler ve onun için gittik meğersem kemoterapi randevuları ilaçları belirlenecekmiş.Sizleri üzmek istemiyorum ama aynı durumda olan insanlar için de neyle karşılaşıcaklarını az çok öğrenebilecekleri yazılar yazmak istiyorum.
Kemoterapiye diye gittiğimiz için sabahın köründe < gerçekten köründe > yola çıktık amacımız köprü trafiğine takılmadan Çapa'ya erken saatlerde ulaşmaktı.Sabah 7'de Çapadaydık numaramızı alıp bekleme salonuna geçtiğimizde orda bi tekirtoş kedi uyuyordu:) Ben tabi hemen koştum tekirtoş nerden geldin sen buraya dedim o da bana miyuuuuw dedi:) Sonra peşime takıldı kucağıma zıpladı annem babam samimiyeti fazla bulunca bıraktım tekirtoşu:) O günün en güzel şeyi oydu:) Saat 9.30 oldu doktorlar hastaları kabul etmeye başladı 10. sıradayız ama o sıra bir türlü ilerlemiyor.Saat 11'den sonra doktorun odasına girdik.Kemoterapi ilaçlarımız yazıldı kan tahlili istendi.Ayrıca lenfte şişlik tespit edildiği için mamografi ve pet bt istendi.Pet bt için iki gün sonraya randevu aldık ancak mamografi günü çok ileri bir tarihe verildiği için özelde yaptırma kararı aldık.Ayrıca hastanedeki bürokrasiden bahsetmeden edemeyeceğim.Sadece kan tahlili yaptırabilmek için öncelikle bir odaya gidip kayıt yaptırıyorsunuz oradan verilen kağıtla başka bi yere daha kayıt yaptırıyorsunuz daha sonra iki kat yukardaki laboratuara gidip kan tüpü alıyorsunuz ve kan vermeye giriyorsunuz.Sonra kan tüplerini tekrar laboratuara götürmeyi de unutmamak gerek tabi! Ben bu zamana kadar böylesini görmemiştim doğrusu özellikle onkolojide olmaması gereken bir durum bu...Kanser konusunda en deneyimli yer Çapa olunca mecburen bu çileye mahkumsunuz , gün boyunca sürekli oda oda gezip bişeyler onaylattığımı hatırlıyorum üstelik gece de stresten uyumamıştım.Daha anlatamadığım çok şey olduğunu da belirtmem gerekir.
Bir ton işlemi hallettikten sonra saat 3 gibi annemin karnındaki sıvı aldırmaya kemoterapi ünitesine gittik.Odada serum takılı genç bir çocuk yatıyordu annesi de başındaydı ayrıca 76 yaşında bir teyze hemşire bekliyordu.Yaşlı teyze hemen muhabbete başladı tabi:) Annem gizli gizli soruyor senin neyin var ben kanserim < bunu sessizce söyledi> teyzeyle ben gülmeye başladık kemoterapi ünitesindeyiz yahu herkes kanser:) Bu teyzecik bağırsak kanserini atlatmış orasına burasına bir şeyler takılmış her gün bir işlem yaptırmaya geliyormuş ama teyzeyi bi görün hadi halay çekelim desem başlar hoplamaya , maşallah:) Hemşire geldi teyzenin işini halletti sonra annemin sıvısını almak için gerekenleri yaptı ve gitti.İşlem bi yandan devam ederken annem diğer çocuğun annesiyle sohbet etmeye başladı.Çocuk da bağırsak kanseri daha 28 yaşında...Ben sürekli espri yapıp güldürmeye çalışıyorum bunları ama çocuğun yüzüne bakamıyorum aramızda sadece 4 yaş fark var insan genç birilerini görünce daha çok üzülüyor.Ortam gitgide duygusallaşmaya başladı o arada çocukla gözgöze geldik , beş saniyeliğine her şey dondu sanki.Acı çektiği o kadar belliydi ki gidip sarılmak istedim ona.Bi daha da bakamadım gözlerine.Hiç konuşmadan beş saniyede anlattı tüm yaşadıklarını .Hiç unutamayacağım anlardan biri...
Çocuğun serumu bitince arkadaşları tekerlekli sandalye getirip onu aldılar.Annesi oğlunun odadan çıkması bekledi sonra anneme sarılıp ağlamaya başladı "biliyorum fazla vakti yok" diyerek.İlk kez tanımadığım birinin yanında ağladım.
Bütün her şey bitti eve dönmeye hazırlanırken kemoterapi randevularımızı kontrol ettiğimde ilk kemoterapi randemuzun 12 Mayıs'ta yani annemin doğum gününde olduğunu fark ettim ne kadar ironik değil mi? Bunu anneme söylediğimde şaşırdı , bunun tesadüf olmadığını yeniden doğuş biletinin elinde olduğunu ama seçimin ona ait olduğunu söyledim.
Eve dönmek için arabaya bindiğimizde tam da iş çıkışıydı ve köprü trafiğine takıldığımız için üç saatte dönebildik.Arabaya bindiğim gibi uyumuşum daha doğrusu bayılmışım desem daha doğru:) İlginç bir gün de böyle bitti.

görsel

22 Nisan 2011 Cuma

Yeniden Doğmak


Aslında bu yazıyı dün yazmayı planlamıştım ama yorgunluktan yazamadım:) Pazartesi gününden düne kadar nasıl bir ruh hali içinde olduğumu anlatamam tarifi imkansız gerçekten.
Mevzu annemle ilgili malumunuz yumurtalık kanseri teşhisi konmuştu.Bir hafta kadar önce kanserin başka bölgede olup olmadığını öğrenmek için biyopsi yaptırmamızı istediler.Pazartesi günü biyopsi sonuçlarını göstermeye Çapa'ya götürdük önce biyopsiyi yapan doktora gösterdik adam kağıda bakınca bi şaşırdı.Sonra bana baktı ben tuhaf bir şey olduğunu anladım ama hiç bir şey demedi başka bir doktora yönlendirdi.O doktor da endoskopi yaptırmamızı yani mide ve bağırsaklara baktırmamız gerektiğini söyledi.Ayrıca onkolojiye sonuçları götürüp işlemleri başlatın dedi.
Biz endoskopi yaptırmaya gittik ama ne mümkün.Hastanede hiç bir tahlili yaptırmadık desem yeridir çok ileri tarihlere gün verildiği için ve durum acil olduğu için tüm tahlilleri dışarda yaptırıyoruz.Durumu olmayan insanlar ne yapacak derseniz 6-7 ay tahlil yaptırmayı bekleyecek ve sonuçta pek çok şey için geç kalmış olacaklar.
Neyse baktık ki endoskopi yaptıramıyoruz onkolojiye gidip doktorlara sonuçları göstermeye karar verdik.Öğle tatilinin bitmesine yarım saat vardı bekleme salonuna geçtik.Kemoterapiden çıkan hastanın bekleme salonunda işi ne diye bir soru sormak istiyorum ama sormam bile gereksiz.İnsana değer var mı ki bu ülkede.Perişan halde olan bir kaç kişi ,karşımda kusan genç bir kadın , kemoterapisi biten bir bayanın sevinci...Alışık olmadığımız manzaralar.
Öğle tatili bitiyor doktorları arıyoruz bulamıyoruz bir türlü.Sonra Erkan Topuz'un odasını görüyorum girişinde memurlar sekreterler var ona soralım diyorum.Annem girip doktorları soruyor.Doktorların çıktığını ve iki gün de eylem sebebiyle olmayacağını öğreniyoruz.Ayrıca memur adam annemin biyopsi sonucunu alıp akciğer kanseri misin sen diye soruyor ya da öyle bir şey.Annem çıktığında " akciğer kanseri dedi bu adam bana" diyor.İkimiz birden şok oluyoruz moral verecek bir şeyler arayıp bulamıyorum.İstanbul'dan Adapazarına dönüyoruz feribotta hiç konuşmadan.Feribottan inerken iki tane şemsiyesi olan çocuk birini bana vermek istiyor , teşekkür edip almıyorum arabaya bineceğimizi söylüyorum.Otobüse binip eve geliyoruz moraller sıfırın altında.Annem yatınca babamla konuşuyorum kanserin yayılmış olabileceğini ima ediyorum ama söyleyemiyorum.O da herşeye hazırlıklı olmak gerek diyor...
Perşembe günü annem yengem babam Adapazarı'nda bir özel hastanede endoskopi yaptırmaya gidiyoruz.Endoskopi için iki gün sıvı gıdalarla beslenmek gerekiyor , yengem annemi görüp üzülüyor.Annemi odaya alıyorlar biz dışarda bekliyoruz.Babam işlemin yapıldığı odaya yakın oturuyor , biz yengemle yer olmadığı için daha uzakta oturuyoruz.Yengemle muhabbet ediyoruz ben anlatıyorum akciğerde bir şeyler olabileceğini.Bir yandan sürekli babama bakıyorum.Neredeyse bir saat oluyor hala çıkan yok normalde yirmi dakika süren işlemin bu kadar uzun sürmesi şüphelendiriyor.Babamın moralinin bozulmaya başladığı suratından belli oluyor.Bu kısmı sonradan öğreniyoruz : babamın yanında endoskopi için bekleyen bi çocuk içerdeki masada kaldı galiba gibi cümleler kurmuş haliyle adam renkten renge giriyor:)
Sonunda odanın kapısı açılıyor ve doktor hepsi temiz sadece yumurtalıkta var demez mii:) Ben inanamıyorum nasıl yani sadece yumurtalık kanseri mi diyorum evet diyor.Yengem hala inanamayım doktoru sıkıştırmaya gidiyor:) Sonra sarılıyoruz.
Annemi görüyorum gülmekle ağlamak arasındayım gözlerim dolu dolu kahkaha atıyorum anne sadece yumurtalıkta varmış diyerek:) Annem narkozun etkisinde olduğu için pek anlamıyor tabi kolonoskopi diyor sadece:) Sonra ne çabuk uyandım ben diyip hemşireye bakıyor hiç acımadı Allah razı olsun diyor beş on kere.Bu kısımları hiç hatırlamadı:) Nefes problemi olduğu için doktorları baya uğraştırmış o nedenle işlem uzun sürmüş onu da öğrendik:)
Hastanede iki saat müşahede altında tutulduktan sonraa eve geliyoruz hepimizde sevinç patlaması:)

görsel