hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2011 Pazartesi

Güzel Haberle Geldim:)

Heyooo bloğumu çok özlediim:D Annemin ameliyatı gayet güzel geçti ve bugün taburcu olduk evimize geldik.

Ameliyatımız ayın 19'unda olacak iken 25'ine sarkmak zorunda kaldı.Doktorlarla ilgili yasal düzenlemeler sebebiyle hastanelerde doktor kalmadığı için ameliyat yapacak ekibi bir araya getirmek epey zahmetli hale gelmiş durumda.Bizim ameliyatımız bir önceki hastanın ameliyatı uzun sürdüğü için sarktı arada boşluk olunca bize sıra geldi.O boşluğun nasıl oluştuğunu anlatayım hastanelerin ne durumda olduğunu anlayın:) 25 Ekim Salı günü normal şartlarda Çapa'da grev vardı Van'da deprem olunca grev iptal oldu ve doktorlar annemi ameliyata aldılar.Özetle işler çok karışık.

Neyse...Annem sabah 11 gibi ameliyata , akşam 5'te ara yoğun bakım odasına alındı sabaha kadar başında hemşire vardı ( ara yoğun bakım isteğe bağlı oluyor biz ilk gece hemşire kontrolünde olmasını tercih ettik) Her şey güzel geçti doktorlar ameliyatın başarılı geçtiğini içerde hiç bir kitle olmadığını söyledi.

Hastanede kaldığımız 13 gün boyunca kelimelerle sınırlandıramayacak kadar çok yoruldum her gün iki üç saat uykuyla geçti.Gündüzleri sandalyede otururken yastığımı annemin yatak başına dayayıp yüzümü yastığa gömüp uyuduğumu biliyorum:D

Biz hastaneye yattığımızda tek kişilik oda olmadığı için iki kişilik odaya yerleştik bu süre zarfında iki oda arkadaşımız oldu çokça kikirdedik:) İlk günlerimizde Kıbrıs'lı Şerife Teyze ile aynı odada kaldık onun ameliyatı ertelenince yerine Çorlu'lu Naile Teyze ve kızı geldi.Naile Teyzeler Bulgaristan göçmeni kendisiyle pek bi eğlendim doğrusu o kısımları sonraki postlara saklıyorum:) Annemden bir kaç gün sora Şerife Teyze tekrar hastaneye gelmesi bizi mutlu etti birbirimize alışmışız koridor turlarında görüşmek bile bizi mutlu etti:)

Yorgunluk sebebiyle sözü fazla uzatmaya halim yok diğer detayları daha sonra anlatırım çektiğim fotoğraflara geçiyorum:)

Cerrahi Tıp Bilimleri binasının 8. katında kaldık burası odamıza giden koridor , bizim yürüyüş mekanımız:)


Kaldığımız oda ve hemşirelerin bulunduğu kısım


Numerolijiyi gözden kaçırmadım:) 8+1+7=16 -> 1+6=7 ve ameliyat tarihi ayın 25'i 2+5=7

ilginç tesadüf bir anlamı olsa gerek:D


Odamız:) Lavabonun solunda duvarda bulunan dezenfektanı günde elli kere kullanmaktan ellerim tahriş oldu.Ölsün mikroplar anacım:)


Manzaramız güzeldi.Camın kenarına ekmek koyup kuş besledim:)


Hastanede kaldığım günlerde Karamel'imi ve diğer yavrucuklarımı çok özledim.Tahlil sonucu almaya giderken polikliniklerin kapısında ezilme tehlikesinde olan minnoşu kaptığım gibi banka oturdum sevip ısıttım:) Kedi canını yediklerim hepiniz mi tatlı olursunuz:D


Eve geldiğim gibi Karamel arabanın yanında koşup bizi karşıladı görmeyeli damızlık gibi olmuş oğluşum babam iyi beslemiş:)

Artık dinlenme zamanı güzel dilekleriniz sayesinde her şey yolunda gitti hepinizi öperim.Espavo...

:)

7 Ekim 2011 Cuma

Gittim Geldim



İstanbul'dan döndüm:) Blogtan epey uzak kaldığım bu günlerde bakalım neler yapmışım.Otobüse bindiğim andan itibaren başlıyoruz.

Terminalimiz şehirdışına taşınmış pek de güzel olmuş:)




Yolda ilerlerken canım sıkılıyor fotoğraf çekeyim diyorum.Ben otobüste müzik dinlemeyi film izlemeyi sevmem.Ya konuşurum ya mesajlaşırım ya da uyurum.Bazen de kitap okuyorum eğer elimde ilgimi çekecek bişi varsa tabi.Ama en çok başımı cama yaslayıp etrafı izlemeyi seviyorum.



İstanbul'a varıyoruz aralarda fotoğraf yok.Hastaneye gittiğimiz sabah kantinin önünde kahvaltı ederken bi kedi yavrusu yakaladım , oynadık sonra kucağıma oturdu uykusu geldi:) Cebine koy gezdir bunu:)


Günün ilerleyen saatlerinde yine hastane bahçesinde kedi kovalıyorum.


Samimiyetimi fazla bulmuş olacak ki kedi şaşırıyor:)


Başka bir gün yine hastanedeyiz sonuçları almak için üç saat olduğunu söylüyorlar.Hadi diyoruz foruma gidelim:) Şaka maka İstanbul'u öğreniyorum:)


Kaldığımız apartmanın önünde beni bu tüylü püsü karşılıyor:) Detone Osman'ı da gördüm bi kaç kere.Ama bu pisi çok tatlı iki patisiyle elime vuruyor sanki voleybolcu:D Hem hiç tırnaklarını batırmadı tebrik ettim onu:)


İstanbul'da hayatın özeti şu şekilde (boğaz köprüsünde arka arkaya çektiğim fotoğraflar)






İşte beş günüm böyle geçti:)

8 Mayıs 2011 Pazar

Kemoterapi Günlükleri 1

Nereden başlamalı yazmaya bilmiyorum.Yazacak çok şey vardı aslında ama üzerinden zaman geçince insanın ruh hali değişiyor aynı şeyleri düşünüp yazmak zorlaşıyor.
5 Mayısta annemin ilk kemoterapisi vardı daha doğrsu biz öyle sanmışız:) Bize kemoterapi randevusu diye bir kağıt verdiler ve onun için gittik meğersem kemoterapi randevuları ilaçları belirlenecekmiş.Sizleri üzmek istemiyorum ama aynı durumda olan insanlar için de neyle karşılaşıcaklarını az çok öğrenebilecekleri yazılar yazmak istiyorum.
Kemoterapiye diye gittiğimiz için sabahın köründe < gerçekten köründe > yola çıktık amacımız köprü trafiğine takılmadan Çapa'ya erken saatlerde ulaşmaktı.Sabah 7'de Çapadaydık numaramızı alıp bekleme salonuna geçtiğimizde orda bi tekirtoş kedi uyuyordu:) Ben tabi hemen koştum tekirtoş nerden geldin sen buraya dedim o da bana miyuuuuw dedi:) Sonra peşime takıldı kucağıma zıpladı annem babam samimiyeti fazla bulunca bıraktım tekirtoşu:) O günün en güzel şeyi oydu:) Saat 9.30 oldu doktorlar hastaları kabul etmeye başladı 10. sıradayız ama o sıra bir türlü ilerlemiyor.Saat 11'den sonra doktorun odasına girdik.Kemoterapi ilaçlarımız yazıldı kan tahlili istendi.Ayrıca lenfte şişlik tespit edildiği için mamografi ve pet bt istendi.Pet bt için iki gün sonraya randevu aldık ancak mamografi günü çok ileri bir tarihe verildiği için özelde yaptırma kararı aldık.Ayrıca hastanedeki bürokrasiden bahsetmeden edemeyeceğim.Sadece kan tahlili yaptırabilmek için öncelikle bir odaya gidip kayıt yaptırıyorsunuz oradan verilen kağıtla başka bi yere daha kayıt yaptırıyorsunuz daha sonra iki kat yukardaki laboratuara gidip kan tüpü alıyorsunuz ve kan vermeye giriyorsunuz.Sonra kan tüplerini tekrar laboratuara götürmeyi de unutmamak gerek tabi! Ben bu zamana kadar böylesini görmemiştim doğrusu özellikle onkolojide olmaması gereken bir durum bu...Kanser konusunda en deneyimli yer Çapa olunca mecburen bu çileye mahkumsunuz , gün boyunca sürekli oda oda gezip bişeyler onaylattığımı hatırlıyorum üstelik gece de stresten uyumamıştım.Daha anlatamadığım çok şey olduğunu da belirtmem gerekir.
Bir ton işlemi hallettikten sonra saat 3 gibi annemin karnındaki sıvı aldırmaya kemoterapi ünitesine gittik.Odada serum takılı genç bir çocuk yatıyordu annesi de başındaydı ayrıca 76 yaşında bir teyze hemşire bekliyordu.Yaşlı teyze hemen muhabbete başladı tabi:) Annem gizli gizli soruyor senin neyin var ben kanserim < bunu sessizce söyledi> teyzeyle ben gülmeye başladık kemoterapi ünitesindeyiz yahu herkes kanser:) Bu teyzecik bağırsak kanserini atlatmış orasına burasına bir şeyler takılmış her gün bir işlem yaptırmaya geliyormuş ama teyzeyi bi görün hadi halay çekelim desem başlar hoplamaya , maşallah:) Hemşire geldi teyzenin işini halletti sonra annemin sıvısını almak için gerekenleri yaptı ve gitti.İşlem bi yandan devam ederken annem diğer çocuğun annesiyle sohbet etmeye başladı.Çocuk da bağırsak kanseri daha 28 yaşında...Ben sürekli espri yapıp güldürmeye çalışıyorum bunları ama çocuğun yüzüne bakamıyorum aramızda sadece 4 yaş fark var insan genç birilerini görünce daha çok üzülüyor.Ortam gitgide duygusallaşmaya başladı o arada çocukla gözgöze geldik , beş saniyeliğine her şey dondu sanki.Acı çektiği o kadar belliydi ki gidip sarılmak istedim ona.Bi daha da bakamadım gözlerine.Hiç konuşmadan beş saniyede anlattı tüm yaşadıklarını .Hiç unutamayacağım anlardan biri...
Çocuğun serumu bitince arkadaşları tekerlekli sandalye getirip onu aldılar.Annesi oğlunun odadan çıkması bekledi sonra anneme sarılıp ağlamaya başladı "biliyorum fazla vakti yok" diyerek.İlk kez tanımadığım birinin yanında ağladım.
Bütün her şey bitti eve dönmeye hazırlanırken kemoterapi randevularımızı kontrol ettiğimde ilk kemoterapi randemuzun 12 Mayıs'ta yani annemin doğum gününde olduğunu fark ettim ne kadar ironik değil mi? Bunu anneme söylediğimde şaşırdı , bunun tesadüf olmadığını yeniden doğuş biletinin elinde olduğunu ama seçimin ona ait olduğunu söyledim.
Eve dönmek için arabaya bindiğimizde tam da iş çıkışıydı ve köprü trafiğine takıldığımız için üç saatte dönebildik.Arabaya bindiğim gibi uyumuşum daha doğrusu bayılmışım desem daha doğru:) İlginç bir gün de böyle bitti.

görsel

13 Mart 2011 Pazar

Hastanede Neler Oluyor:)

Annemin mr çekimi için sabah İzmit'e gittik.Cumartesi olduğu için pek kimse yoktu.Sıramızı bekliyoruz , hastanelerde bulunan konuşkan teyzelerden biri her zamanki gibi oradaydı.Oğlu ve kızıyla gelmiş bizi görür görmez muhabbete başladı.Ben gülmemek için telefonu aldım elime dediklerini not ediyorum bir yandan , sırf sizlerle paylaşabileyim diye:D

Bu teyzelerin özelliği baştan atarlar sizli cümleleri , direkt sen diye başlarlar cümleye:) Girişi şöle oldu:

Ben ameliyat oldum ya üç gün yattım çıktım şimdi gene bir şeyler olmuş mr çektircen dediler geldim ben de.

Şu cümleyi duyunca zaten teyzenin hiç susmayacağını anladım:D Sanki biz bütün hastane hikayesine ortak olmuşuz gibi bir tavır:)

Teyze ne dediyse aynen yazıyorum baştan başlayarak :

4 sene önce karpuz ekerken bi kustum sonra bunlar devlet hastanesine götürdüler beni.İki hafta kaldım dedim özele gidelim para da var nasılsa.Neyse gittik bir ay özelde yattım bir bok anlamadılar yaa! ( Teyze bunu diyince ben de annem de dayanamadık kahkahayı bastık annem de kadını frenlemeye çalılışıyor ama kim takar:P )

4 sene kan kustum örtü döşek yattım ya burası anladı.Hemen ameliyat ettiler beni üç gün yatıp çıktım.Sonra bunun(kızın) evinde kaldım ya evi de rutubeli ya her yanım tutuldu.Heer dert beni tuttu heer dert.Kadın hastalığı var , midemden ameliyat oldum gözlerim de görmüyor doğru düzgün.

Bi de bunun evi rutubetli ya mafetti beni hastalıktan doğrulamadım 4 yıldır.Ne var ne yok hızlı hızlı anlattı anlattı sonra anneme sormaya başladı neyin var diye:) O sırada annemi mr çekimine aldılar teyzeyle kaldık mı başbaşa:) Teyzeye 1.5 litre su içmesi gerektiği söylendi o çene daha da açıldı:)

Aaay nasıl içecem ben bu suyu normalde bu kadar içmiyorum kii içecen diyoo.Ayy yok gideyim söyleyim içemem ben bunu.Hem gülüyorum hem teşvik ediyorum hadi iç filan içmeden çekemezler bak diyerek.Allah sen misin konuşan teyze tasını tarağını topladı yanıma geldi oturdu.
-Kızııııım sen burda mı çalışıyooon
-Yok annemi getirdim
-Hmmm bunun evi rutubetli ya hastalıktan doğrulamadım 4 yıldır ne çektim ne çektim

Sürekli tekrar yapıyoruz artık ilgilenmemeye başladım:) Teyze kızının rutubetli evine söylene söylene hal oldu kız da ezilip büzülüyor annesi söyledikçe.Dayanamadım dersler için okumam gereken kitabı çıkardım teyze sürekli tacizde tabi ki okumak ne mümkün:) Baktı ki olacak gibi değil canı sıkıldı hadi gezelim dediler ve gittiler:) Yanlarına bir tencere yemek getirmişler ayrıca çok ilginçti:D

Hastanede bir kaç fotoğraf çektim , kar manzarası güzeldi:)





Burası da bizim sıramızı beklediğimiz yer aynı zamanda teyzenin taciz mekanı:)



Can sıkıntısından Wc'de fotoğraf çektim:) Çok sevdiğim çantamdan hiç ayrılmıyoruz:)


İşte böyle bir gündü:)

2 Mart 2011 Çarşamba

Dün Berbat Bi Gündü


Her zamanki gibi işe gittim malumunuz bloğumuza dokundular önce ona baya canım sıkıldı.Sinir stress halinde oturuyorum sonra derse gitme vakti geldi işten çıktım kampüs arabasındayım aynı zamanda karnım ağrıyor , tam evin ordan geçerken inmek geldi içimden eve gidip dinlerinirim diye düşündüm dersi kırdım.
Neyse evde kimse yoktu.Sabahtan annem hastaneye gidecekti ordan da çarşıya geçerim demişti.Annemi aradım kitap siparişi filan verdim aklıma hiç sormak gelmedi ne oldu diye?
Bir süre sonra babam geldi , durumu anlattı.Annemin rahminde kitle ve sıvı varmış bir de tanımlanamayan bir şeyler.Kanser ihtimali var deyince ben şok yaşadım.Yakın zamanda annemin teyzesini de kanserden kaybettik.İlk etapta ne düşüneceğimi bilemedim zaten.Kafam karman çorman oldu , Karamel bütün gün aç kaldığı için babamın peşine takılıp apartmana girmiş.Saf oğluşum üst kattaki öğrencilerin kapısına gitmiş sanırım ona sevgi gösterdiler arada uğruyor:) Yukarı çıkıp aldım onu bir güzel doyurdum.Sonra eve gelip uzandım uyumak için.Milyon tane kötü şey geldi aklıma.Kolay ağlayan biri değilimdir ama annem en hassas noktam , en değerlim.Daha yaşayacağımız çok şey var benim gözümde...

Ben ağlayıp ağlayıp biraz rahatladıktan sonra annem eve geldi onu görünce moralim düzeldi , neler yapacağımızı konuştuk.Doktoru Kocaeli Araştırma hastanesine acilen gitmesini önermiş bu sabah 5'te çıktık yola malum sıra almak filan uzun iş.Muayeneler yapıldı , testler yapıldı ancak aciliyeti var demelerine rağmen test sonuçları için çok geç bir tarih verdiler.İşimiz 11 gibi bitince dedim Acıbadem'e gidelim devletin keyfi beklenmez.Araştırmadan oraya gittik annemin eski doktoru da orada çalışıyormuş hemen randevumuzu aldık ancak doktorun babası vefat ettiği için en erken salı gününe alabildik.
Şimdilik beklemedeyiz yani.Henüz kesin bir sonuç yok ortada.İyi dileklerinizi yollayın annecim çok çabuk iyileşsin:)