film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2011 Perşembe

Hayalimdeki Sahne

Dün gece bitirdiğim clutchların şerefine < Audrey'li olanın filmi hatırlatması sayesinde > Breakfast At Tiffany'i izledim.

Audrey o kadar zarif o kadar güzel ki ister istemez ekrana yapışıyorsunuz.Ağzım beş karış açık sırıtarak izlediğim bir filmdi.Ayrıca filmdeki Holly'nin kedisi (Holly Audrey oluyor) benim Karamelitom'a o kadar benziyordu ki gece gece Karamel'i özledim:) Ayrıca bu kedi şahane bir oyunculuk örneği göstermiş kendini oyuncu sanan pek çok insandan iyi oyuncu.Hayvan mimik yapmış yahuuu:D Adam sırtıyla oynadı diye bir tabir vardır ya işte kedi bıyığıyla oynadı diyorum:D

Vee son sahne , işte benim mutlu sonum...

Aradaki kediye dikkat edin:) Ahh tam bi sevgi yumağı şu anın güzel bir posterini bulsam hemen alırım.

Filme başlamadan önce kendime mısır patlatmayı da ihmal etmedim madem keyif yapıyoruz tam olsun değil mi:) Biraz yağ , biraz tuz ve mısır sonra salla tencereyi işte sonuç:D



Bugün biraz ders çalıştım gece tekrar çalışmayı düşünüyorum arada da bir kaç takı planım var şidilik benden haberler bu şekilde.Öperim hepinizi:)

6 Eylül 2011 Salı

Kelebek ve Dalgıç

Bu geceyi bir filmle sabaha kavuşturdum yatmadan önce paylaşmak istedim.Ertelersem yazmayacağımı biliyorum:)

Kelebek ve Dalgıç Jean-Dominique Bauby'nin gerçek hayat hikayesinden alınmış bir film.Felç geçiren bir adamın gözünden kendi hayatını izliyorsunuz.Hikayenin gerçek olması daha çok etkiliyor , ister istemez kendinizi adamın yerine koyuyorsunuz.

Film bittiğinde benim kurduğum cümle şu oldu :

Dün ve yarın olmadan yaşamalı insan bir kelebek tutkusuyla...

Hayatı biraz daha seviyorum artık:)

Filmde Jean-Do'nun içsel konuşmaları beni bu ruh halinine soktu sanırım.Özellikle şu kısımlar :

Bugün artık bütün varlığımın küçük ıskalamalardan oluştuğunu hissediyorum.Sevmeyi bilemediğim kadınlar , hissedemediğim fırsatlar , kaçıp gitmesine izin verdiğim mutluluk anlarım.Sonucunu önceden bildiğim ama kazananı seçemediğim bir yarış.Kör ya da sağır mıyım?Ya da gerçek doğamı bulmak için bir felaketin ışığı mı gerekiyor?

Gerçeğimizi bulmak için felaketlere mecbur kalmayalım , sevgi ışığımız olsun her zaman:) Sarsıldım...

Bunlar dışında film pek çok ödül almış merak edenler buradan detayları okuyabilir.

Şimdi uyku vakti kelebek tutkusuyla uyuyacağım:) Öptüm herkesi:)

14 Ağustos 2011 Pazar

Film Mimi


Sevgili Dipsos'tan gelen bir film mimi var sırada:)


Mim konusu: "Çok beğendiğiniz, izlemekten asla sıkılmayacağınızı düşündüğünüz 3 filmi (Üçlemeler üç film olarak sayılacaktır), neden bu kadar beğendiğinizi de açıklayarak yazın"

1.Zeitgeist

Her insanın kesinlikle izlemesi gereken , izlerken ohannes demekten kendimi alamadığım bir seridir:) Medyanın , kanaat önderleri denilen kitlenin hatta kodamanların:) manipülasyon yeteneğini gözler önüne seren , ülkemizde ve dünyada olup bitenlerin koca bir yalan olduğunu ispatlayan sarsıcı bir baş yapıt.


2.Kadın Kokusu (Scent of a Woman)

Bu mimde Al Pacino'ya yer vermemek sanırım haksızlık olurdu:)

Emekli Yarbay Frank Slade'in ona bakıcılığa gelen Charlie'yi dahil ettiği haftasonu planını anlatan filmdir.Emekli yarbayın hayatı zirvede bırakma planı desek daha doğru bir tabir olur:) Al Pacino'nun bu filmdeki kör rolü sebebiyle gözlerinin zarar gördüğünü söylemeden edemeyeceğim.Adam ölümüne oynamış:) Ayrıca filmde pek hoş bir tango sahnesi var sırf o sahne için bile izlenir:)


3.Derinlik Sarhoşluğu ( Le Grand Bleu )

Filmi bir kaç gün önce izlemem sebebiyle hala etkisindeyim.Aşkı özgür bırakmanın ne demek olduğunu anlatan , sizi derinliğine çeken , içmeden sarhoş eden etkileyici bir film.