kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2013 Cuma

Mini Alışveriş

 Hepinize tekrar tekrar merhaba! Blogtan uzak kaldığım bu süreçte ehliyet kursumu tamamladım.5 Mayıs'taki direksiyon sınavından  alnımı akıyla geçtim:)

Uzaklaştıkça insan yazmakta zorlanıyor.Bu sebeple biraz kolaya kaçıp mini bir alışveriş günümü sizlerle paylaşmak istiyorum:)

Zaman zaman sosyal medyada sözleriyle karşılaştığım Osho'yu oldukça merak ediyordum.Avm'de gezerken D&R'ı görünce ne var ne yok bir bakayım dedim.Aslında başka kitaplar arıyordum sonrasında Osho gözüme çarptı ve resimdeki iki kitabı aldım.






Kırmızı olanı okumaya başladım.Ben daha derin anlamlar içeren cümleler bekliyordum bu anlamda ilk etapta biraz hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.Sayfalar ilerledikçe biraz tat almaya başladım.Henüz ilk yüz sayfayı okuduğumdan kitapla ilgili detay vermek için erken bu sebeple görüşlerimi ayrı bir yazıya saklıyorum:)

Bunlar dışında  sonunda yıllardır arayıp bulamadığım ayakkabıyı üretmişler:) Babet niyetine giyebileğim az topuklu ve kumaş bir ayakkabı istiyordum sağ olsun Lcw sesimi duymuş:) Bedavadan biraz pahalı sadece 29.90:)



 Mini alıverişim bu şekilde , yeni yazılarla görüşmek üzere:)

20 Mart 2012 Salı

Hatay'a Kitap Yolluyoruz

Geçen haftalarda bir gece yarısı ilk kez girdiğim bir blogta kitap bağışıyla ilgili başlığı görünce okuyup siteyi kaydetmiştim.Size kısaca bahsedeyim :

Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu'nda kitaba ihtiyaç varmış.Roman , hikaye , dergi , ansiklopedi türü kitaplar kabul ediyorlar.Ptt kargo ile gönderilmesi kargonun takibinde kolaylık sağlıyormuş.

Ben de elimde bulunan kitaplardan çocuklara uygun olabilecekleri ayırıp bugün yolladım.



Hepimizin elinde okuyup kenara attığı kitaplar illa ki vardır.Çekmecelerde tozlanmaktansa birilerinin işine yarasın derseniz böyle buyrun.

.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Kendi İyiliğini Kabul Etmek

İnternetten uzak kaldığım günlerde Yaratıcı İmgeleme'yi okudum.Kitabı bitirdiğimde kitaptan alıntılarla kendi cümlelerimi harmanlayarak blog için yazı hazırladım lafı uzatmadan kağıda yazdığım şekliyle size aktarıyorum:)

Kendimizle ilgili olumsuz imajların büyük bölümü küçük yaşlarda başka insanlar tarafından kötü , aptal ya da herhangi bir konuda yetersiz olduğumuza inandırılmamızdan kaynaklanır.Başkalarının kalıplarına sıkışıp kalmak bizim için "en iyiyi" seçebilmemize hatta hayal etmemize engeldir.Kaçımız "buna asla sahip olamam , bunun olması imkansız........." gibi cümleleri zihnimize yük etmedik ki...

Öncelikle "en iyiyi" kabul etmeye hazır ve istekli olmalıyız.Bizim için "en iyi" sınırsız bir evren gibi olmalı.Uçsuz bucaksız bu evrenden sadece "en iyiyi" almalı ve kendimizi "en iyiye" layık görmeliyiz.Hiç bir kalıp iyinin karşısında duramamalı.

Kötü dediğimiz insanlara bakarsak hepsinin özünde kendisini sevememe problemi olduğunu görebiliriz.Peki kendisini sevmeyen insan başkasını nasıl sevebilir?


Kitapta kendini sevmeye dair pek çok olumlama bulunmakta.İnsanın kendi imajını değiştirmesi için salt sevgi yeterlidir.Ayrıca bu dünyayı değiştirmemiz için tek gerçek gücün sevgi olduğuna inanıyorum.

Bu yazdıklarım bazılarınıza çok ütopik gelecek nasıl göründüğünü biliyorum:) İnsan kendi deneyimlemeden inanamıyor.Hepimiz "yaşadığımız kadarız" özetle.Yazdıklarımı saçma bulanlar için verebileceğim tek tavsiye sevmediğiniz birisi için bir iyilik yapmanız olacaktır.Hiç sevmediğiniz bir insanın iyiliğini isteyin , ona bir şekilde yardımcı olun.Sonrasında karşınıza çıkan şaşırtıcı geri dönüşleri izleyin ve tadını çıkarın.(Ben iyilik yaptım acaba ne gibi mucizeler olacak diye düşünürseniz büyü bozulur haberiniz olsun)

Her yeni anda yeni bir insan olduğumuza göre anın tadını çıkarmalıyız.Hayattaki sınırsız güzellikler hepimize yeter.Ve hayat yaşamaya değer...

*İn' Time : 00.12 / 25.08.2011

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Netsiz Yaşam

İstanbuldayken iki gün ilginç bir şekilde internetsiz kaldım.Nasıl olduysa telefonun ayarları bozulmuş ve ne yaptıysam düzeltemedim.
Malzemelerim yanımda olmadığı için uğraşacak hiç bir şeyim yoktu ve sıkıntıdan patlamak üzereyken kitaplar imdadıma yetişti:)

Okumaya daha önce başladığım %100 Düşünce Gücü'nü bitirdim.Kitap istediğimiz hayatı nasıl yaşayayabileceğimizi örneklerle açıklamış.Güzel hikayeler mevcut.Beğendiğim sözleri fotoğraflamadan edemedim:)




Bu kitabın ardından epey bi geç kalmış olarak Simyacı'yı okudum.Yıllardır okumak için aklımda olan bi kitaptı ama nedense hiç hazır hissetmemiştim kendimi sanırım doğru zamanı bekledim:)

Bu kitapta aklıma kazınan iki şey var biri simyacının sözü :

Kötülük ağıza giren şeyde değil ağızdan çıkan şeydedir.( böyle bir şeydi sanırım)

Diğeri ise çöl kadınlarının aşkı.O kadar güzel anlatılmış ki çöl kadını olup aşık olmak sevdiğimi beklemek istedim:)

11 Mart 2011 Cuma

Bir Kitap Bir Yüzük


Bu sabah işe gitmeden önce Migros'a uğradım bir de baktım ki kitaplarda baya indirim var.İlk gözüme çarpan kitap Kabalist oldu.Zaten bu tarz mevzularla ilgili olduğum için direkt aldım.Ayrıca kitap normalde 19 liraymış 5.40'a aldım şaka gibi:)
Çok fazla kitap okuyabilen biri değilim kitap ilgimi çekmezse hep yarım bırakırım:) Gerçi bu ilginç bir kitap olduğu halde okurken kaç kere sıkıntı geldi hiperaktiflik mi başladı ben de diye düşünmeye başladım:) Halla halla:)

İlk kez bir kitabın altını çizerek okuyorum , sizler için çizdiğim yerlerden bir kaç seçim yaptım:)

"Bencillik etmeden arzu etmeyi öğrendiğimiz taktirde evrenin gücü ile uyum içinde oluruz : sürekli yaratıcı güç ile!"

Bu cümle beni sarstı ama iyi anlamda:) Eğer ki başkaları için iyi bir şeyler isteyebiliyorsak kendi hayallerinizi gerçekleştirmenize büyük katkısı oluyor.Ben kime içimden gelerek bir iyilik yaptıysam her zaman güzel geri dönüşler aldım.Güzel düşünce sizin istediklerinizin hayata geçişini hızlandırıyor bir anlamda deneyin görün diyorum:)

"Tanrı her şey içinde ve her şey Tanrı içindedir.Ancak biz onu aramaya başladığımızda canlanıyoruz.O zaman Tanrı'nın hep içimizde olduğunu ve sadece bizim onunla karşılaşmayı istememizi beklediğini anlarız" <>

Konular ilgimi çektiği için mi bilmem ama kitap beni fena halde etkiledi.Altını çizdiğim kısımları ara ara paylaşmaya devam ederim:) Unutmadan söyleyeyim kitabın yazarı Geert Kimpen.

Ayrıca bir de yüzük yaptım bu akşam bakalım beğenecek misiniz:)

Havalı not : Kendimi şu an çok entel hissediyorum kitap bile paylaştım vay be:D

29 Kasım 2010 Pazartesi

Gelsin Mimler:)


Evveeet bir dolu mim birikti bunları dinlenirken aradan çıkartıp daha sonraki günlerde ders çalışmayı planlıyorum:)
Sevgili Cheerful Demet beni mimlemiş.Kitap rafımıza bir göz atıyoruz ve bir kitap seçiyoruz.Kitabımızın 55. sayfasından bir alıntı yapıp mimimizi yazıyoruz:)
Rafıma baktığımda ilk gözüme çarpan "Adı Yok" (mevsimlik edebiyat dergisi) oldu.Bu dergiyi 2005 yılında dershaneden kaçtığımız gün bir cafede otururken satın almıştık hem de paralarımızı birleştirerek:) İçinde yazanlardan çok ben de bıraktığı anılar daha önemli özetle.
55. sayfada Aslı Aker'e ait " Tek Kişilik Şehir" adlı yazı çıktı karşıma.
Sebepsiz yalnızlıklar dolanır bu şehirde.Çok bildik ancak ıssız sokaklarında fırtınalar kopar yüreklerinde , gök uyur.O yürekler gecenin bir yarısı korkusuz açılırken huzur rıhtımından dingin denizlere , yıkılır dağlar , şehir perişan...
Nedir bizi bu kadar silen bu şehrin özünden , nedir bizi , bize iten?Kayıp zamanları bulamama çekincesinden sıyrılıp hoyratça harcamak anı ve etaplarını mükemmel bir hızla geçmek yalnızlığın.En tepeye , en 'yalnız'a varmak , neden? Görmek ama sessiz kalmak , duymak ama yaşamamış saymak , hissetmek ama dokunmamaya yemin etmek , ne kadar doğrudur? Bir insan şu İstanbul'da , İstanbul'u ne kadar yaşayabilir duyumsuz?



Adı Yok Dergisi'ne abone olmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.


Mimlediğim üç kişiye gelince :

Deepblueeagle
Nimo
Yaseminkale

Mim konusunda ısrarcı değilim kaytarmak serbest:)